Artık hiçkimse kimseye defter dolusu yazılar yazmıyor burda. Tüm yazılar yarım kalıyor. Bitirilemiyor. Olmuyor işte bitmiyor.
Bazen öyle olur, bitemez. Zaten olmayınca da olmaz. Yok ben onu anladım da zorlayınca niye olmaz?
-Kısmet.
Bak büyükler böyle diyor. Büyükler, aman Allah’ım ne de çok biliyor. Herkes her şeyi nasıl bu kadar çok biliyor? Herkes her şeyi nasıl hemen anlıyor? Nasıl bu kadar kolay çözüyor? Bak ordan bakınca kolayca anlaşılıyor demek.
Burdan bakınca.Şimdi biraz karanlık sabah tekrar bakarız. Yine burdan tekrar, beraber, yanyana bakarız. Hava aydınlansın bir, burda böyle, bir bok görünmez yine. Burası bir garip, bir huysuz, bir bok gibi bir yer. Burası Allah’ım niye böyle bir yer? Ben niye bu siktiğimin yerinde, gökyüzünü gören bir camının bile olmadığı bu siktiğimin evinde, niye ya niye?
Niye böyle oldu bu insanlar? Ben niye böyle oldum? Her şey yarım kalırken, hiçbir şey hiçbir zaman bitemezken ben nasıl da güzel becerdim böyle bitmeyi. Her şey, hiçbir şey ve belki bazı şeyler hep ve böyle çabuk biterken sen nasıl başardın böyle bok gibi bitememeyi.
Bak burda kimse kimseye uzun yazılar yazmıyor artık diyorum.Anlıyor musun? Ben sana defterler dolusu yazılar yazmıştım hatırlıyor musun? Şimdi yaktım tüm o yazıları, gözünü seveyim söyle şimdi mutlu musun?
Bak burda bakınca görülmüyor. Başkaları görüyor, başkaları biliyor, başkaları duyuyor. Lan o başkaları da kim oluyor? Başkalarının ne haddine lan, başkaları bana nasıl böyle kolay dokunuyor.
“Ya sen gerizekalı mısın acaba?”
Burda başkaları senin adını, benim anımı, bizim o siktiğimin hayatımızı espri konusu yapıyor diyorum.
Burayı geçtim hadi, ordan da mı görülmüyor? Bak o kadar bağırıyorum sesim de mi gelmiyor?
Ya ben sana yazmayacaktım artık, niye böyle oldu ben anlamadım. Bitemeyen yazılardan ve çarçabuk biten hemen her şeyden bahsedecektim. Belki de seni bitirmemek için bitirdiğim kendimden ama senden değil.
Bak, ben artık en çok kendimi sevecektim. Başkalarıyla sevişirken seni düşünmeyecektim. O adam senin parfümünden kullanıyor olmasa, omzunda ağlamayacaktım. O kapının önüne bir daha gelmeyecektim. Ben artık yazmayacaktım, o siktiğimin mesajına öldür Allah cevap vermeyecektim. O filmi hatırladın diye, unuttuğun her şeyi yok saymayacaktım. Beni nasıl güzel unuttuğunu unutmayacaktım lan. O fotoğrafa bir kere daha bakarsam zaten artık bir zahmet belamı versindi. Bir kere daha özledim dersem, artık biri hayrına ağzıma çarpsındı.
Sonra, çok sonra belki en sonda ben başka bir adamı da sevecektim. Sevecektim lan, bir bıraksaydın ağzına sıçayım bir bıraksaydın ona yazacaktım. Bir gece lan bir gece aklıma gelmesen gör bak ben ona neler yazacaktım. Biten yazılar ve asla bitemeyen bütün o güzel şeylerle ilgili.
Ya sen bana bir izin verseydin. Ne olurdu lan bir izin verseydin? Aldığım o güzel deftere o adamla ilgili kimbilir neler yazacaktım. Ben o defterin ilk ve son sayfasına o cümleleri yazıp bırakmayacaktım.
K. Sadece senin anlayabileceğin bu cümleyi asla okuyamayacaksın. Artık üzülmüyorum ama hep hatırlıyorum; sana layık değilim.
@4 weeks ago with 2 notes
İnsan hayatında bir kere aşık oluyordu. Öyle biliyordu. Deli gibi canı yanıyordu. Oda ama nasıl soğuktu. Acaba ondan mı üşüyordu? Zaten elleri ne zamandır sadece sigara kokuyordu. Ki bu siktiğimin evinde pencere önlerinden başka yerde sigara içilmiyordu. Durup durup küfrediyordu. Bir de deli gibi özlüyordu. Birisine nasıl da ihtiyaç duyuyordu. Çok da bir şey değil, birisi o uyurken arkasından sarılsın istiyordu. Sarılacak adam yok muydu? Bir dışarı çıksa, istemediği kadar bulurdu. Ama insan hayatında bir kere aşık olurdu. O öyle biliyordu.
Saçlarını yoluyordu. Saçları kızıldı artık, yer yer beyaz. Kimse görmüyor muydu? Annesi bile yeter artık diyordu. Ki zaten o annesini bile sevmiyordu. Acaba herhangi birini gerçekten sevebiliyor muydu? En son ne zaman sevmişti hatırlamıyordu. Her şeyi geçtim kendine bile yalan söylüyordu. En son ne zaman sevdiğini bal gibi hatırlıyordu. Her gece ballı süt içmeden uyuyamıyordu. Ki biraz da tarçın koymayı hiç unutmuyordu. Sevdiği adam tarçın kokuyordu. Bunu bir tek o biliyordu. Sahi başkası o adamın kokusunu biliyor muydu? Adam başkasına da öyle kokuyor muydu? Hayır diyordu, nasıl koksun abi. İnsan zaten sadece bir kere aşık olurdu, ee adam da öyle biliyordu.
Ama ayakları nasıl üşüyordu. Yere çıplak ayakla basmasındı, çocuğu olmazdı. Eee zaten kısırdı. Doğmamış çocuklarına, iyi bir anne olamayacağına nasıl da üzülüyordu. Zaten o anne olmayı hiç istemezdi ama olsundu. Sevdiği adam isterdi, bir kızımız olsun derdi. Kadın bilemedi nasıl söylerdi. Eksikti. Eksikliğinden utanır mıydı? Niye utansındı. Zaten adam gitmemiş miydi, doğmamış kızını ağlatıp? Gitmiş miydi? Nasıl giderdi ki? İnsan bir kere aşık oluyordu. Onlar öyle biliyordu. Ee adam aşık değil miydi? Olmasındı, kadın ikisinin yerine de sevemez miydi? Hem de nasıl severdi.
Kadının tek bildiği sevmekti zaten. Kim niye bu hakkını elinden almıştı? Bir evleri olsundu. Evleri de vardı ya adam git demişti. Ee kalınmaz ki artık. Öyle öğrenmişti zaten ya bir de siktiğimin gururu vardı. Hani yaz gelsindi, şu balkonda bir kahvaltı yapılsındı? Balkon da sik kadardı ya ikisi sığardı, nasılsa çocukları olmayacaktı. Kahvaltıya bal da koyardı, ama adam severdi. Gözünden sakınırdı zaten sevdiğini ki adamın da tek bildiği sevmekti belki de onu da becerememişti. Bal kavanozunu kıranı bulsa, her şeyi düzeltir miydi? Kadın kırmamıştı ki, daha o zaman elleri titremezdi. Bacakları titrerdi ama her gece. Bu çok özel bir mevzuydu, anlatılması doğru olmazdı. Ki zaten Allah aşkına neyi anlatabilmişti ki bunu anlatsın.
Olsun, o da anlatmasındı. Zaten kim anlardı ki. Kim ne zaman neyi anlamıştı? Artık umursamazdı. Zaten adam başka birinin koynunda zevkten inlerdi, ee o zaman bu siktiğimin aşkı da bir kere olmuyordu. Onun yastığına başka kokular sinmişti lan hala insanlar ne aşkından bahsediyordu. Zaten aşk diye de bir şey yoktu. O zaman niye böyleydi? Kendini tam da şu camdan bıraksa her şey nasıl da bir anda biterdi.Ne zaman bunu düşünse dur önce şu sigara bitsin derdi. Bitsindi madem. Kadın böyle her gün biteceğine, bir kere bitsindi. Ama önce son bir sigara içsindi. Sonra da bileklerini kessindi mesela, avuç avuç ilaçları yutsundu. Olsundu, bir kere de böyle olsundu. Zaten adam başkasına da tarçın kokmuştu. Ama hani insan bir kere aşık olurdu? Onu kandıranı bulsa, belki 9 ay sonra rahat bir uyku uyurdu.
@3 months ago with 2 notes
Sonra tüm bu olanlardan sonra, tek başıma bir pencere önünde dışarıyı izlerken buluyorum kendimi.
Çay var. Sigara var. Şarkılar var.
Sigara bitmiş. Tam zamanında biter çünkü hep.
Sigaram bitti diye ağlıyorum. Bu saatte kim alacak diye bağıra bağıra ağlıyorum.
Nasıl da aptalım. Nasıl da çocuk gibiyim şu anda karşıdan bakan için.
“Neyin var?” diye soranları kovuyorum yanımdan.
Biliyorum artık, hemen tanıyorum o sorunun altındaki acımayı.
Sormasınlar istiyorum. Sussunlar istiyorum.
Seslerini duymamak için, kulaklığımı çıkarmıyorum.
Yüzlerini görmemek için odamdan çıkmıyorum.
Abartıyorum. Yataktan çıkmadığım günler oluyor.
Tüm gün uyuyup da geceleri yaşıyorum. Görmeyim diye yüzlerini, duymayım diye seslerini.
Odamda böyle pencere önünde oturuyorum tüm gün.
Kendime acımakla meşgulüm. Anlamıyorlar.
Saçlarımı taramıyorum günlerdir. Geceliklerimi çıkarmıyorum. Kendi parfümümün kokusunu unuttum.
Çıkmıyorum işte burdan.
Sorup duruyorlar. Sussunlar istiyorum. Dokunmasınlar bana.
Elleri nasıl da pis. Dokunmasınlar bana. Ne olur.
Teselli etmesinler beni. Ne olur gitsinler.
Biri vardı hatırlıyorum. Git dediğimde gitmeyen biri.
Acımayan, sadece sevmeyi bilen biri.
Canı yandığında o söylemeden anladığım biri.
Neyin var sorusuna ihtiyaç duymadığım-ız biri.
Hayır, tabiki özlemiyorum. Sigaram bitti ondan ağlıyorum dedim ya.
@8 months ago with 2 note and 1 play
Balık tutmaya gidecektik daha.
Sen ölmeseydin.
Ölmeseydin eğer, birçok şey yapabilirdik.
Salacakta çay içerdik.
Gülhanede çimlere uzanır gökyüzünü izlerdik.
Ben sabah kahveme süt katmaya devam ederdim.
Sigarayı da azaltırdım.
Sahafları da gezerdik.
Gramafon alırdık, hep Zeki Müren çalardı.
Her gece Türk kahvesi yapardım yine sana.
Ölmeseydin sabahlara kadar memleketi kurtarmaya devam ederdik.
Amsterdama yerleşme planları yapardık yine, kafamız biraz dumanlanınca.
Rakı-balık yapardık. Ben yine sarhoş olurdum.
O kadar çok gülerdik ki. Yine gülüşmelerimizin arasında “çok güldük çok ağlıycaz” demek zorunda kalırdım.
Ağlardık da. Yani ben seninle ağlamayı da severdim.
Ölmeseydin olurdu.
Bak güneşli artık hava. Gözlerim hep yeşil oluyor.
Ölmeseydin görürdün.
Ölmesen olmaz mıydı sevgilim?
Sahi ölecek ne vardı şimdi?
@9 months ago